Anasayfa / Anı / İnşallah
İnşallah

İnşallah

Fotoğraf © Serdar Yağcı

Kazablanka’dan arabamı kiraladım güneye doğru yol alıyorum. Amacım Sahra Çölü’nü görmek.

Sahra Çölü dünyanın en büyük sıcak çölü olup, Afrika’nın kuzeyinde, kıtanın ortası ile kuzeyini ayıran 9.000.000 km² büyüklüğünde dev bir çöldür.*

Yolda bir rehber buldum kendime. Beraber Merzouga’ya gidiyoruz. Çöle doğru yaklaştıkça kumların arasından asfaltı zorlukla görmeye başlıyoruz. Nihayet ortada yol yok, sadece sert toprak ve kum var. Daha önce geçen arabaların lastik izlerini takip ediyoruz, hatalı bir seçim bizi yolda bırakabilir. Merzouga’ya vardığımızda arabamızı park edip bizi bekleyen develere biniyoruz. Ve çöldeyiz. Amacımız çölün içinde bir yerlerdeki bedevi çadırlarının kurulu olduğu bir yere gidip geceyi orada geçirmek.

Çölü görmeden önce çölün ne demek olduğunu aslında hiç bilmediğimi fark ettim. Bu hiç bal yemeden bal için “tatlı” demiş olmak gibi bir şeydi. Çölün ortasında bağırsam fakat kimse sesimi duymasa yine de ses çıkarmış olur muyum? Peki ya şu kum tepelerinin eğrileri bu kadar seksi olmak zorunda mı? Gerçek olan tepeler mi yoksa onların gölgeleri mi? Acaba develer mi yürüyor yoksa altımızdaki kumlar mı kayıyor? diye düşünürken 2 saat geçmişti bile. Rehbere sordum. “Ne zaman varacağız?” yanıt gayet basit ve net “İnşallah” Suni ve küçük dünyalarımızda belki her gün farkında olmadan kullandığımız bu kelime hiç bu kadar yerine yakışmamıştı. “Doğru ya, inşallah” diye tekrarladım kendi kendime. Çünkü 360 derece etrafımızda sadece kum vardı. Biz A noktasında olsak ve gideceğimiz yer de B noktası olsa. A ile B arasında fark yoktu. A = B ise A ile B arasındaki mesafeden bahsetmek de anlamlı değildi. Kaldı ki güneşin batışı da olmasa zamanın geçtiğini bile anlamak mümkün değildi.

Nihayet vardık kamp yerine. Ateş yakıldı.Yemek yapıldı.Karanlık çökünce hava soğumaya başladı. Üstüme bir şeyler alıp deve kılından battaniyenin üzerine sırt üstü yattım. O ana kadar gökyüzünde hiç bu kadar yıldız olduğunu ve dünyanın bu denli sessiz olabileceğini bilmezdim. Kulağımda sadece kalbimin atarken çıkardığı ses, gözümün önünde samanyolu, bir boşluğun ortasında uyuyakaldım.

Hakkında Serdar Yağcı

Başlamanın en iyi yolu, konuşmayı kesip, yapmaya koyulmaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top