Anasayfa / Fotoğraf / Amano’nun Kedisi: Hatırlamanın Sessiz Yolculuğu
Amano’nun Kedisi: Hatırlamanın Sessiz Yolculuğu

Amano’nun Kedisi: Hatırlamanın Sessiz Yolculuğu

Bazı kitaplar büyük olayların peşinden gitmez; hayatın içinden süzülüp geçen küçük anların izini sürer. Amano’nun Kedisi de benim için tam olarak böyle bir kitap oldu. Yazarken fark ettim ki insanın belleğinde kalan şeyler çoğu zaman büyük kararlar, görkemli başarılar ya da dönüm noktaları değil; bir telefonun sesi, bir ağacın kokusu, çocuklukta tamamlanmaya çalışılan bir sakız kartı serisi, yatılı okulun soğuk yatakhanesi ya da uzak bir ülkede insanın kendisiyle baş başa kaldığı o kısa sessizlikler oluyor.

Bu kitapta Denizli’de geçen çocukluk yıllarımdan başlayıp Hindistan’a, Nepal’e, Japonya’ya, Üsküp’e ve başka coğrafyalara uzanan anılarımı bir araya getirdim. Ama Amano’nun Kedisi yalnızca bir seyahat ya da çocukluk kitabı değil. Daha çok, zamanın içinde kaybolduğunu sandığım duygulara yeniden bakma çabası. Bir yandan gülümseten, diğer yandan insanın içini burkan hatıralar var bu sayfalarda. Çünkü geçmiş dediğimiz şey sadece geride kalmış değildir; bugünkü halimizi, seçimlerimizi, korkularımızı, cesaretimizi ve eksiklerimizi de sessizce biçimlendirmeye devam eder.

Kitaptaki metinlerin bir bölümü çocukluğun saf ve oyunbaz dünyasından doğdu. “Birkaç Telefonluk Aşk”, “Ihlamur Ağacı” ve “Çocukluğumun Son Günü” gibi anılarda, Denizli’nin eski evleri, bahçeleri, mahalleleri ve aile içi küçük hikâyeleri var. Bunları yazarken asıl amacım nostalji üretmek değildi. Daha çok, kaybolan bir zamanın ruhunu yakalamaya çalıştım. Bir ıhlamur ağacının altında biriken hatıraların, aslında bir insanın geçmişinde nasıl derin bir yer tuttuğunu anlatmak istedim.

Sonra yatılı okul yılları geliyor. “Yatakhane” ve “Talimat” gibi metinlerde çocuk yaşta evden ayrılmanın, sert kurallarla, eksikliklerle ve yalnızlıkla erken karşılaşmanın izleri var. O yıllar, bugünden bakınca hem kara mizah hem de kırılganlık taşıyor. İnsan çocukken bazı şeyleri sadece yaşar; anlamını ise çok sonra kavrar. Bu kitapta o sonradan kavrayışın da payı büyük.

Seyahat yazıları ise kitabın başka bir damarını oluşturuyor. Hindistan ve Nepal’de geçen bölümlerde bir gencin özgürlük, anlam ve kendini arama çabası var. “Guruyu Ararken”, “Varanasi’de Ölmek”, “Katmandu’ya Gece Otobüsü” gibi metinler, sadece gidilen yerleri değil, o yerlerin insanın içinde açtığı soruları anlatıyor. Tokyo’da, Delhi’de, Katmandu’da ya da Himalayalar’ın sessizliğinde aslında hep aynı meseleye dönüp bakıyorum: İnsan neyi arar, neyi kaybeder, neyle döner?

Kitaba adını veren Amano’nun Kedisi ise benim için özel bir yere sahip. Çünkü bazen çok kısa karşılaşmalar, uzun yıllar unutulmayacak bir iz bırakır. Bir insan, bir sokak, bir kedi, bir bakış ya da bir sessizlik; bazen bütün bir yolculuğun anlamını tek başına taşıyabilir.

Bu kitabı yazarken süslü bir dil kurmaya çalışmadım. Anıların kendi sesini, kendi sadeliğini korumak istedim. Çünkü bazı şeyler fazla anlatıldığında değil, olduğu gibi bırakıldığında daha güçlüdür. Amano’nun Kedisi, geçmişe dönüp bakmak, unutulmuş gibi duran küçük anıları yeniden hatırlamak ve belki de çocukluğun masumiyetine usulca veda etmek isteyenler için yazıldı.

Benim için bu kitap, sadece yaşadıklarımı anlatmak değil; belleğin bana bıraktığı kırıntıları toparlama çabasıydı. Umarım okuyan herkes, bu sayfalarda kendi çocukluğundan, kendi yolculuklarından, kendi kayıplarından ve kendi gülümsemelerinden bir iz bulur.

Kitabı temin etmek için kitapyurdu.com’u ziyaret ediniz.

Hakkında Serdar Yağcı

Başlamanın en iyi yolu, konuşmayı kesip, yapmaya koyulmaktır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.

Scroll To Top