Anasayfa / Genel / Sorgu
Sorgu

Sorgu

Yazı ve Fotoğraflar© Müjdat Üzel

Denizli’de henüz trafik sorunu yok. Sabahları sıkışıyoruz biraz. Katlanılamayacak bir şey değil. Ama geleceğe yönelik bir proje de yok. Yani trafik sorunumuz kaçınılmaz olarak olacak. Bu ayrı bir konu.

Organizeden dönüyorum. Denizli’nin ışıklarını bilen bilir. Uzun yanar biraz. Bazen tüm araçlar beklemede oluruz. Geçen de yoktur. Sanki hepimize kırmızı yanmaktadır.Bu da ayrı bir konu. Honaz’a (ya da Pınarkent’e)  dönülen kavşakta hep kırmızıya yakalanırım. Durmadan geçtiğim olmadı bugüne dek. Taş çatlasa 3-4 araba arka arkaya oluruz. Yani ilk yeşilde hepimiz geçebiliriz. Ama 2-3 vatandaşımız hemen emniyet şeridine dalar. Orada bir ayrı sıra olur. Yeşil yanınca hızla kalkarlar, hepimizin önüne geçerler, bazıları sağ şeritte edebiyle gitmekte olanları sıkıştırırlar. Durdurup konuşsak tanıdık çıkarız. Bizdendir emniyet şeridine dalanlar. O şerit itfaiyenin, ambulansın geçmesi için vardır oysa.

Hekim olduğum için ilaç yazma-yazdırma işi başımdan hiç eksik olmaz. Bu konudaki anılarım anlatmakla bitmez. Gelininin doğum kontrol haplarını kendi üstüne yazdırmaya çalışan kayınpederden tutun da hasta ineğine antibiyotik yazmamı isteyen çiftçilere kadar uzanır. Ama en çok rastlanılanı sosyal güvencesi olmayan eşine, dostuna, komşusuna ilaç yazdırmaya gelenlerdir. Masum ve iyi niyetli görünen bu istek aslında dolandırıcılık ve yolsuzluk teklifinden başka bir şey değildir.

Hastalarımı devlet veya üniversite hastanesine sevk ederim. Randevu alarak gitmelerini söylerim. Bazıları randevu almazlar. Hastanede tanıdıkları vardır. Rica ile aradan muayene oluverirler. Bir kalem oynar, tomografi randevusunu 1 ay önceye buluverirler. Sırada bekleyen diğer hastaların hak ve hukukunu hiç düşünmezler. Aradan girdikleri sıra başkasının hakkıdır ve çalmışlardır.

‘Fiş almasak kaça olur?’ lafını etmeyenimiz var mı? Aslında vergi kaçırmak üzere satıcı ile anlaşma yapmaya çalışmakta olduğumuzu aklımıza getirmeyiz. Suç işliyor olduğumuzu düşünmeyiz.

Dayım belediyededir, arkadaşım maliyede, babam bankada, annemin komşusunun kızı trafikte çalışmaktadır. ‘Rica’ ediveririz bizi aradan alır, sıra beklemeyiz.

Çocuk üniversite sınavına çalışacağı için düzmece rapor alırız.

Yerlere çöp atmayın yazarken kimse yoksa atarız bazen.

Çantamızı yanımızdaki sandalyeye öyle bir koyarız ki kimse oraya oturamaz. Düşünürseniz siz de bir çok örnek bulabilirsiniz.

Sonra akşam yolsuzluk haberleri çıkınca hep beraber başlarız: Şerefsizler, hainler, tüyü bitmemiş yetim hakkı yiyenler, cehennemlikler… Gün ışığı görmemiş küfürler havada uçuşur. Nasıl sinir oluruz.

‘Ben hiç haksızlığa gelemem! Vallahi çok sinir olurum!’

E demin emniyet şeridine giriyordun. Ne oldu şimdi? Hastaneden herkesin önünde sıra almak için bizim kızı arıyordun?  O ayrı mı?

Herkes elinden ne ölçüde yolsuzluk geliyorsa onu yapar. Bu minik ahlaksızlıkları yapanlar milyon dolarlık ihaleyi görünce daha büyük yanlışlar yapacaklardır. Şimdi sadece sırada öne geçmeye çalışan bencil bünye imkanını bulunca rüşvetini de yer, adam da kayırır.

Düzelmeyi, arınmayı başkasından beklemeyelim, önce kendimizi bir sorgulayalım.

Hakkında Müjdat Üzel

1970 model bir hekim.Kendisine ilginç gelen şeylerin peşine düşmesi en sevdiği özelliği. Bunlar insanların ilgisini çekmese de durum değişmiyor.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Scroll To Top