Anasayfa / Mimarlık / Farklı Boyama Yöntemleri ile Şehirleşme Modelleri
Farklı Boyama Yöntemleri ile Şehirleşme Modelleri

Farklı Boyama Yöntemleri ile Şehirleşme Modelleri

Her zaman düşünmüşümdür, daha mimar bile değilken aklımı kurcalamıştır, acaba binaların dış cephe renklerine kim karar vermeli? Binada ikamet eden kullanıcılar, bina sahipleri mi? Şehrin belediyesi tarafından kurulan şehir plancıları ve mimarlardan oluşan bir kurul mu, yoksa karşı komşu mu?

Bu düşünce, bilinçaltımda küçüklüğümde ara sokağa bakan yatak odamın hemen dibindeki eflatun renkli bina yüzünden aklıma takıldı diye düşünüyorum. Hafif karanlık odamın perdesini açmama isteği uyandıran o renge kim karar vermeliydi sizce? O bol alternatifli renk denemeleri sonucu karar vermişlerdi muhtemelen o enteresan renge. Kim daha çok muhatap oluyordu o dış cephe rengiyle sizce? Ben mi, yoksa binalarının içinde hayatlarını geçirdikleri için görmeme lüksüne sahip olan bina sahipleri mi? Üstte anlattığım o yan komşu bendim işte.

Aradan zaman geçti, mimar oldum. Renklerin insan psikolojisine etkisinin anlatıldığı eğitimler aldım, hangi renk huzur verir, hangi renk kanatlandırır, hangi renk sinirlendirip kavga çıkartır, bunları öğrendim az çok. Bir zaman sonra da Jotun Boya bayiliği alarak binalarını boyatacak kullanıcıların renk seçimlerinde danışmanlık hizmeti veren bir mimar olarak buldum kendimi.

“Halitciğim, öyle bir renk seçmelisin ki, apartmanımız tam bir mimari şaheser olmalı”, “Sayın mimarım, farklı renk oyunlarıyla öyle farklı bir şey ortaya çıkarmalıyız ki eski halinden eser kalmamalı” “O kadar eğitim aldın, mimar oldun bakalım ne çıkacak ortaya?

Bunları duydum sürekli…

O çocukluğumdaki bana ait olmayan apartmanın rengine benim karar verme hayalim az da olsa gerçek oluyordu sanki ama çoğunlukla sözümü dinletemedim. Çoğunlukla renk seçimimdeki amacım, o binanın mümkün olduğunca şehir içindeki varlığını hissettirmemesiydi çünkü. Estetik bilinç olmadan tasarlanan ve uygulanan binanıza ben daha ne yapabilirdim ki.

Bu nedenle de “binamızın rengi ne olsun” diye soranlara daha görmeden “beyaz ya da gri olsun” dedim hep. Binanın sevmediğim yerlerinin beyazın, grinin sadeliğiyle örtbas edilmesini istedim galiba. Başarılı bir tasarım ise renge, boyaya, makyaja ihtiyacı yoktu, o yüzden de “gri ya da beyaz olsun” diye cevap verdim çoğunlukla.

“Pencere söveleri ne renk olsun, sayın mimarım” diyen bir müşteriye bina cephesiyle aynı renk olsun cevabını vermek pek müşterileri tatmin etmediği için zamanla azaldı renk danışmanlığı isteyen müşteri sayısı.

Boyanın bir binaya fazla bir katkısı olmayacağını düşünen mimarlardanım, bunu yeterince iddialı anlatamadım.

Gelelim asıl anlatmak istediğin konuya….

Gerçekten binaların dış cephesine kim karar vermeliydi? Kullanıcı kendi karar verse, kendisi kadar kente ait bir kütle için bana göre fazla lüks bir karardı. Kullanıcının kendisinin karar verme yetkisi elinden alınsa çok faşistçe bir davranış olmaz mıydı? Bununla ilgili bir kaç örnek var ve sonuçlarını değerlendirmenize açmak istiyorum.

1 numaralı fotoğrafımız Denizli Servergazi bölgesinden. Her kullanıcı istediği gibi binasını renklendirme hakkına sahip burada. Kimi açık, koyu yeşil, kimi kiremit turuncusu, kimi envai çeşit sarı tonları ile dilediği gibi renklendirmiş binalarını. Çok başarılı gibi görünmüyor değil mi sizce de?

servergazi

  1. Servergazi Denizli

2 numaralı fotoğraf Antalya Muratpaşa Belediyesi’ne ait. Muratpaşa Belediye Başkanı’nın meclis kararı çıkararak hayalini kurduğu, başkan olursam ilk yapacağım dediği bir projeymiş. Tüm binaların cepheleri gördüğünüz şekilde farklı farklı serin renklere boyanmış. 3 numaralı fotoğraftaki Melih Gökçek’in Ankara havaalanı bandındaki binaların sadece ön cephelerini birbirinin aynısı kovboy kasabası gibi giydirmesinden farkı olmayan bir çalışma. Belli ki iki belediye başkanı da benim gibi binalarından rahatsız ve meclis kararlarıyla şehirleri için oldukça iddialı bu düzenlemeyi yürürlüğe geçirmekten çekinmemişler. Fakat bana göre bu şekilde bir çözüme ulaşamayacaklarından da bihaberler. Türkiye’deki şehirlerin öyle meclis kararlarıyla düzeltilebilecek ölçeklerin ötesine geçeli çok olduğunu düşünüyorum.

MURATPAŞA BELEDİYESİ BİNA DIŞ CEPHELERİ BOYAMA İŞLEMLERİNE DEVAM EDİYOR (İHA/ANTALYA-İHA)

  1. Antalya Muratpaşa

esenbog%cc%86a-yolu-4 esenbog%cc%86a-yolu-2 esenbog%cc%86a-yolu-3 esenbog%cc%86a-yolu-13. Ankara Esenboğa havaalanı yolu

Sonuç olarak başarılı bir kent silüetine ulaşamamaktaki sorunu karar mekanizmasının kime ait olacağını bilememekten kaynaklanmadığını düşünüyorum. 4 numaralı fotoğraf Amsterdam şehrinden… Binalarının renklerine kim karar veriyor bilmiyorum ama tartışmasız herkesin hoşuna gidecek bir silüet ortaya çıktığını görebiliyorum. İşe bu yüzden açık ve net olarak, asıl sorunun ülkemizde eğitim hayatımızın hiçbir döneminde oluşturulamayan estetik bilinç olduğunu düşünüyorum. “Bu renk açtı”, “bu renk boğdu” gibi olmayan kavramların ötesine geçtiğimizde daha başarılı şehirlerde yaşayabileceğimizi umuyorum.

amsterdam

  1. Amsterdam

Hakkında Halit Coza

1978 yılında İzmir'de doğdu. 2000 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Bölümü'nden mezun oldu. 2003 yılında yüksek lisansını, 2011 yılında da yine aynı üniversitede doktorasını tamamladı. 2000-2011 yılları arasında İstanbul'da serbest mimar olarak görev yaptı. 2016 yılında Pamukkale Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde de öğretim görevlisi olarak akademik hayatına başladı. Tekil-a müzik grubunda klavye ve vurmalı enstrüman çalmakta olan Halit Coza, aynı zamanda Denizli Mimarlar Odası 12. dönem yönetiminde sayman yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmaktadır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Scroll To Top